15 Kasım 2009

Çizdiklerimiz

Aslı da, Selin de önüne kağıt ve boya kalemi koyulduğunda çok uzun süre oyalanabilen çocuklar. Devamlı birşeyler çizip birbirlerine göstermeleri, karşılıklı "abla, bak!" - "gerçekten çok güzel olmuş" konuşmaları o kadar şirin ki, bazen hiç karışmadan dakikalarca onları seyrediyorum.

Selin çok erken yaşta kalemi çok düzgün tutmaya başladı. Ablasını taklit ederek 1.5 yaşında doğru şekilde kalem tutup istediği yerleri boyayabiliyordu. Şimdi 2 yaşında rahatça daireler çizebiliyor ve spesifik yerleri boyayabiliyor (örneğin, bir ördek resminin sadece gagası) Yine 3 yaş civarı oluşması beklenen parmakların beyinden komut alması ile mantıklı figürler çizmeye de yavaş yavaş da olsa 2 yaşında balşadı. Bu resim bir çocuk resmiymiş. Sadece iki gözü de olsa, kafanın dairesi, gözün iki adet ve yuvarlak olması gerekliliği ve doğru yere yerleştirilişi bence harika!



Aslı da uzun süre daire çizmekle uğraştıktan(!) sonra son 1-2 ay içinde birden çöp adamlardan üç boyutlu resimlere geçti. İnsanların ve hayvanların gövdelerini, ve kafa el ve kollarını birbirine orantılı çizebiliyor. Mevcut boyama kitabı resimlerinin üzerine sarı kalemle bir güneş, mavi bir bulut, vs.. ekliyor, tavşan resimlerinin yanına turuncu kalemle havuç çiziyor. Bu aşağıdakilerin ilki bir tavşan, ikincisi de kediymiş :) Üçüncüsü de gazlı kalem ile beyaz tahtaya çizdiği bir çocuk resmi



Bu arada lafı açılmışken eklemek isterim.. Çocukların çizdiklerinden onların duygusal, motor, bilişsel ve mantık gelişimleri hakkında yorum yapabilmek, hissettiklerini bir nebze daha iyi anlayabilmek için yazılan, bizim de zaman zaman danıştığımız çok sevdiğimiz hocamız Prof.Dr.Sabiha Paktuna Keskin'in, "Çöp Çocuk" isimli bir kitabı var. Sabiha Hanım'ın diğer kitapları gibi her anne babanın okuması gereken bir kitap olduğuna inanıyorum.

09 Ekim 2009

22. ayında Selin

Selin'in doktor randevuları 6 ayda bir olmaya başlayınca ben de en son 18. ayda Selin'in gelişimi ile ilgili birşeyler yazdığımı fark ettim. Geçen 4 ayda Selin de gerçekten kocaman bir çocuk oldu, sadece artan kilosu ve boyu olarak değil, davranışları ve yaptıkları ile de..

- Artık "bu çocuk konuşuyor" diyebiliriz sanırım. Her istediğini rahatça anlatıyor, istediğini/istemediğini belirtiyor, birşey isteyebiliyor, neresinin acıdığını, acıktığını, susadığını, ne yemek istediğini, uykusunun geldiğini, hangi oyuncakla oynanacağını, gözlemlerini, aklına gelen herşeyi 3-5 kelimelik şipşirin cümleler ile anlatıyor

- Telefonla konuşabiliyor, karşı tarafın sorduğu basit sorulara cevap veriyor. (nasılsın, ne yapıyorsun, bugün ne yedin, vs.. gibi) Anneannesi ve dedesi ile telefonda konuşmayı çok seviyor

- Ezberlediği şarkıların sayısını artık takip edemez olduk, ablası ile birlikte şarkı söylemeye bayılıyor

- Çatal ve kaşık kullanarak kendi kendine yemek yiyebiliyor, büyük gelen parçaları ağzından çıkartarak "büyük olmuş" diyerek kesilmesini istiyor. Sıcak yemekleri yemeden önce üflüyor. Bu sıralarda favori yemeklerimiz, tabiki yine makarna, pilav, köfte ve yoğurt... bunların dışında her türlü çorba, börek, barbunya, balık, cornflakes, üzüm ve çilek :)

- Merdivenleri tek eliyle tutunarak kendisi inip çıkabiliyor. Yüksek ve dönerek inilen kaydıraklardan rahatça kayabiliyor

- Oyuncaklara uzun süre konsantre oluyor, kendi kendine küçük oyuncak karakterleri konuşturup evcilik oynatıyor. Tren raylarını takarak yuvarlak bir tren yolu yapabiliyor, yanlış bir ray koyup da iki tarafı birleştiremez ise söküp başka raylar deniyor. 8-10 parçalı puzzle'ları rahatça yapabiliyor.. Baloncuk üfleyebiliyor.

- Kitap okunmasını çok seviyor ve ilgi ile dinliyor. Sevdiği bazı kitapları ismi ile istiyor.

- Boya yapmayı hala çok seviyor. Çizilen basit yüzlerin üzerine göz, burun ve kulak karalıyor. Pek düzgün olmasa da yerlerini doğru yapıyor.

- Haftada 1 gün 45 dakika Gymboree'de 22-28 ay sınıfına gidiyor. Tüm akışı baştan sona sıkılmadan takip ediyor, tüm "pretend play"lere anlayarak katılıyor, heryere tırmanıyor, şarkılara ve danslara eşlik ediyor, sorulan sorulara cevap veriyor.

- Sıra beklemeyi kavramak üzere.. Ablası ile paylaşamadıkları oyuncakları artık sıra ile oynuyorlar, birbirlerini alkışlayıp sıranın kendilerine gelmesini beklemeye başladılar.

Kilomuz 13.5 oldu, boyumuzu henüz bilmiyoruz ama 2-3 yaş kıyafetleri nerdeyse üzerine tam olacak, sanırım yine bir fasülye yetişiyor :)

08 Ekim 2009

Çikolatalı pasta

Aslı ne zamandır pasta, pasta diye sayıklayıp duruyordu.. Bu sabah "bugün pasta merak ediyorumm" diyince (!) oturup birlikte çikolatalı ve muzlu bir pasta yaptık. Benim de pasta, kek vs.. konularındaki bilgim çok temel seviyede olduğundan hazır pasta tabanı üzerine çikolatalı puding ve muz koymaktan ibaret basit bir pasta oldu ama bizimkinin çok hoşuna gitti bu iş !

Önce puding tozunu ve sütü tencereye döktü, annesinin pişirdiği pudingi bir güzel pasta tabanının üstüne sürdü, araya birlikte kestiğimiz muzları dizip bir kat daha puding sürdükten sonra en sonunda da annesi ile birlikte hindistan cevizinden bir surat çizdi. En zevkli kısmını da atlamadı tabii, işimiz bittikten sonra puding tenceresinin dibini bir güzel yedi :)

Şimdiye kadar yaptığımız kek ve kurabiyeler gibi bunu da fırında pişirmek istedi ama sadece buzdolabında bekletmemizin yeterli olacağını anlatmak biraz zor oldu.. Fırın yerine buzdolabına giren pastayı görünce de yorumumuz : "anneee, yanlış olmuşşş"


05 Ekim 2009

"Abla" yatağı

Bizimkiler yatağımın ucundaki alt değiştirme ünitesini sökerek zaten rahat rahat sığdığım 140cm yatağımı 190cm'e çıkardılar... Sonra da Yataş diye bir yerden bir amca bana yeni bir şilte getirdi.. Biz de annemle birlikte bugün alışverişe gidip yeni bir yorgan, çarşaflar ve nevresim takımları aldık. Annem hepsini benim seçmeme izin verdi. Ben de üzerinde en sevdiğim çizgi filmler Mickey ve Winnie the Pooh resimleri olan iki tane takımı beğendim.

Şimdi dev gibi yatağımda kardeşimle birlikte oyun oynayıp kitap okuyabiliyoruz. Hatta artık annem ya da babam bile bizimle birlikte bu yatağa sığabiliyor !


Erberk Ajans fotograf çekimi

Araya Antalya tatili girince yazmayı unuttum.. Selin ile birlikte Ağustos sonunda Erberk Ajans'a katalog çekimi için poz vermeye gittik... Fotografçı abi çocuk fotografı çekme konusunda çok yetenekli olup, bir Selin'in de neşeli saatlerine denk gelince ortaya bu fotograflar çıktı ! Şimdi Selincik gelecek iş tekliflerini değerlendirmeye hazırlanıyor :)



04 Ekim 2009

Ekin ve Güneş 5 yaşını bitirdiler !

Komşumuz Ekin ve Güneş artık 5 yaşını da bitirdiler.. Ne güzel, son iki doğumgünlerini birlikte kutlamış olduk.. Selin'in uyku saati olduğu için ben annem ve babamla birlikte gittim.. Orada başka ablalar da vardı, Berk diye bir animatör abi bize oyunlar oynattı ve bizi eğlendirdi. Sonra da Başak Teyze'nin yaptığı pastadan yedik.. Doğumgünlerini çok seviyorum, bizimkiler haydi hediye almaya gidiyoruz diyince hemen ayağa fırlıyorum, biliyorum ki arkasından da kocaman bir doğumgünü pastası ve balonlar gelecek :)




22 Eylül 2009

Atom karıncalar artık 4 yaşında !

İyi ki doğdunuz Alp ve Can, iyi ki birlikte oynayabiliyoruz !

Antalya'dan döndük

Bu sene ikinci kez tatile gittik ve buraya ikimiz de bayıldık.. Eve dönmeyi hiç istemedik, döndükten sonra da uzun süre tatile gidelim diye tutturduk ! Tatil köyünde içinde kocaman balıkların, ördeklerin ve kuğuların yüzdüğü göller, kayınca havuza düşülen kaydıraklar, bol bol kova kürek oynayacağımız bir kumsal, tam da sevdiğimiz gibi dalgasız bir deniz, ve nefis yemekler vardı..

Bizimkiler de çok beğenmişler, bundan sonra tatil köyüne gidecek olursak mutlaka buraya geliriz dediler.

İşte tatilde çekilen resimlerimizin bazıları !






03 Eylül 2009

Bizimkilerin evlilik yıldönümü

Dün annemizle babamızın evlilik yıldönümüyüş. Dediklerine göre 9 sene önce evlenmişler, yani ablam doğmadan 5 sene önce, ben doğmadan da 7 sene önce. Bizimkiler yıldönümü, doğumgünü, yılbaşı, anneler babalar günü gibi kutlamalarda birbirlerine hediye almak yerine bizim için para harcamayı tercih ediyorlarmış. Bu sefer de öyle olmuş.. Babam anneme kocaman bir buket almış. Ama bu buketin içinden çiçek değil, bir sürü rengarenk meyve çıktı ! Elmalar, armutlar, kiwi, ananas, kavun, karpuz, kiraz, renk renk üzümler, ve dağ gibi çilekler ! Akşam yemekten sonra başına oturup karnımız ağrıyana kadar yedik, hala da bir sürü meyve arttı, annem onları kutulara koyup buzdolabına kaldırdı, yarın da bir sürü meyve yiyebileceğiz böylece.

Ben bu fikri çok sevdim, bizimkiler bütün kutlamalarda birbirlerine meyve çiçeği alsın, oturup hep birlikte afiyetle yiyelim !


28 Ağustos 2009

Selin de okullu oldu !

Tabi bizim miniğin okula gidiyoruz dediği yer aslında oyun grubu.. Ablası okula gittiği için özeniyor, biz de bozmuyoruz :) Selincik ile birlikte bu hafta Erenköy'deki Gymboree'ye gitmeye başladık.

Şimdilik 21 aylık olmamıza rağmen 22-28 aylık grubun Play&Learn 5 sınıfına dahil olduk. Sınıfın en küçüğü olmasına ve sınıftakilerin aksine daha önce bu tip bir yere gitmemiş olmasına karşın, ufak bir şaşkınlık aşamasından sonra hemen oyunlara katılmaya ve çok eğlenmeye başladı bizimki.. Bu yaş grubunda motor becerilerini geliştirecek hoplama, zıplama, tırmanma aktiviteleri yanı sıra, hayali oyunları anlama, takip etme gibi hayal gücünü geliştirici aktiviteler de var. Tabi bol bol müzik ve dans da.. Asıl amaç da dil gelişimi ve sosyal iletişimi geliştirmek.. Bizimkinin bayıldığı şeyler yani :)

Fotograf çekmeye izin verilmediği için şimdilik ekleyemiyorum, sonraki derslerin başında izin alıp bir iki pozunu yakalayabilirsem sonradan ilave ederim..

3 ay boyunca Perşembe sabahları 45 dakikamızı artık burada geçireceğiz.. Onun o neşeli halini, meraklı bakışlarını, gözlem ve taklit yeteneğini seyrettikçe öyle mutlu oluyorum ki, sanırım ben Selin'den de iyi vakit geçiriyorum !

Yeni aktiviteler

Aslı biraz daha büyüyüp el işi konusunda biraz daha geliştikçe okulda yaptırdıklarına ilave olarak evde neler yapabiliriz diye araştırıp iki güzel aktivite buldum. Aslı ikisini de pek sevdi, henüz tek başına yapamıyor olsa da birlikte yapmamızdan da çok keyif alıyor..

İlki Doğan Egmont yayınlarının "Yaratıcı Çocuk: Elişi" isimli kitabı. Kitabın içinde çocukların ellerini çeşitli şekillere sokarak etrafından çizdikten sonra çeşitli hayvanlar yapabildikleri bir sürü örnek var. Örneğin zafer işareti yaparak tavşan çizmek gibi.. Sonra yine kitabın içinden çıkan pastel boyalarla boyayıp, bir de kitaptan çıkan gözlerle ponpon burun ve kuyrukları yapıştırıyoruz. Sonra da odamızın duvarına asıp hayranlıkla eserlerimizi seyrediyoruz.. Ben beyaz kağıt yerine renkli A4 kağıt veriyorum, eserlerimiz daha da cıvıl cıvıl oluyor !





İkincisi de şimdiye kadar alışveriş merkezlerinde gördüğüm ama hep daha büyük çocuklara hitap ettiğini düşündüğüm için pek ilgilenmediğim kum boyalar. Kum boya kartları iki katmandan oluşuyormuş, neresini boyamak isterseniz sadece o bölümün ilk katmanını çıkartıp ortaya çıkan yapışkan yüzeye istediğiniz renkteki kumları döküyorsunuz, fazlasını geri koyuyorsunuz. Sonra diğer bir bölüm açıyorsunuz. Ben şimdilik büyük boy bir Hello Kitty ile bir Winnie the Pooh aldım, yanında yeterli miktarda renkli kumu da veriyorlar. Evde bir örtü serip çay kaşıkları kullanarak gayet eğlenceli bir aktivite yaratmış oluyoruz. Resmin neresinin ne renge boyanacağını Aslı seçiyor, ben de seçtiği yerin kağıdını açıyorum, sonra hanımefendi istediği renk kumu döküyor (şimdilik boca ediyor!) sonra annesi fazlalıkları temizliyor.. Bu arada fiyatları da gayet uygun, alışveriş merkezlerindeki standlarından alınabiliyor..

21 Ağustos 2009

Kahvaltıda yeni gözdelerimiz

Çocuklara kahvaltıda devamlı aynı şeyleri yedirmeyeyim diye Real'de unlu mamuller kısmında gezerken çok şeker bir ambalaj gözüme çarptı. Miniklere özel croissant yapmışlar, beşini ayrı ayrı paketleyip üzerinde palyaço resimleri olan bir ambalaja koymuşlar. Sade olanları da var, içi sütlü karamelli krema ya da hindistancevizli çikolatalı krema ile dolu olanları da. Tahmin ettiğim gibi bizimkiler ambalajına da içinden çıkan yumuşacık taze croissant'lara da bayıldılar. Her biri ayrı paketlendiği için bayatlamıyorlar da. Üzerine birşeyler sürüp yemek de mümkün, olduğu gibi mideye indirmek de..


Bir de benim fındık takıntımdan dolayı zaten yemek pişirirken uzun zamandır Çotanak fındık yağı kullanıyorduk, kahvaltıda da fındık yesinler diye içinde katkı maddesi, şeker, vs.. oranı düşük, çikolata barındırmayan, fındık oranı yüksek olan bir fındık ezmesi arıyordum. Fiskobirlik'te buldum, fındık oranı 70%, neredeyse fındığın kendisini ekmeğe sürmüş oluyoruz. Bizimkiler ekmeğe sürmekle de kalmayıp kahvaltıda kaşık kaşık yiyorlar :)

19 Ağustos 2009

Bodrum'daydık

Annemiz, babamız ve Derya Ablamızla birlikte Yalıkavak'a babaannem ile dedemi görmeye gittik. Uçak yolculuğunu ikimiz de çok seviyoruz, ama havaalanına gitme kısmı bizi biraz sıkıyor :( Uçakta verdikleri sandviçler ve çikolatalı pudinglere bayıldık, anne babamızınkileri de yedik !

İkimiz de denizin ilk 3-4 gün dalgalı olmasından dolayı pek yüzmek istemedik, daha çok plastik havuzumuzda oynayıp denize taş atmayı tercih ettik. Dönmemize iki gün kala deniz dümdüz oldu, biz de bol bol yüzdük ve kumdan kaleler yaptık.

Yalıkavakta dolaştık, pazarın altını üstüne getirdik, kıpkırmızı nefis domateslere bayıldık, bol bol çiçek suladık, güneş sütüne rağmen kapkara olduk :)

Babaannemiz ve dedemiz bizi gördüklerine çok sevindiler, biz de onlarla bol bol oyun oynayıp birlikte şarkılar söyledik. Tam orada yaşamaya alışmaya başlamıştık ki, bizimkiler geri dönmemiz gerektiğini söylediler, bundan sonra her yaz buraya gelecekmişiz !






30 Temmuz 2009

Mini Anket

Aslı ile hani şu "en sevdiğin ...." anketlerine 3.5 yaşında başlayalım dedik, 6 ayda bir unutmazsak tekrarlarız. Şimdilik zevklerimiz şöyle :

En sevdiğin renk : Yeşil
En sevdiğin yemek : Çikolata
En sevdiğin şarkı : Itsy Bitsy Spider
En sevdiğin hayvan : Köpek
En sevdiğin oyuncak : Köpeğin Parçası (Dayısının aldığı Akıllı Düğmeler Eğitim Seti)
En sevdiğin arkadaş : Arda

09 Temmuz 2009

Barney and Friends

Amerika'da PBSKids kanalında 10 yıldan fazla bir süredir gösterilen Barney & Friends diye bir program var. Hatta Emmy ödülü verilmiş daha önceki senelerde. İngiltere'de Cartoonito, Kanada'da Treehouse kanalında gösteriliyor. Bizde de sanırım Show TV'de bir ara sabah 05:30'da gösteriliyormuş, sabah namazına kalkan çocuklar seyretmişlerdir herhalde..

Dizide başrolde Barney olmak üzere, üç tane dinazor ve bir sürü çocuk oynuyor, her bölümde farklı oyunlar oynayıp şarkılar söylüyorlar. Aralarda da iyi çocuk olmayı öğreten konuşmalar oluyor :)



Diziyi burada seyretmek mümkün olmadığından ve Tiglon'un getirdiği 3 tane "Dinozor Barney" DVD'si dışında edinme imkanı olmadığından, ben de amazon'dan iki tane DVD'lerini seçip aldım. Otuza yakın DVD'leri var 1990'ların başlarından itibaren, benim seçtiklerim daha çok şarkı ve müzik ağırlıklı. Bizim kızlar şarkı dinlemeye ve söylemeye bayılıyorlar. Özellikle Aslı bir sürü ingilizce şarkıyı aslına mümkün olduğu kadar sadık kalarak(!) bağıra bağıra söylüyor. Tahmin ettiğim gibi bu DVD'lere bayıldılar.. Her sabah gözlerini açar açmaz "Barniii" diye bağırarak salona koşup kahvaltı masasına oturuyorlar !


Kolay bir yemek tarifi daha

Kızların blogunu çocuklar için yemek tarifleri sitesine çevirmek istemiyorum ama kolay ve lezzetli bir tarif deneyip başarılı olunca paylaşmadan geçmeyeyim dedim. Köfte yemeyi neredeyse tüm çocuklar çok sevdiği için balık ve tavuk yedirmek aslında çok kolay, köftesini yapıyorsunuz oluyor :)

Bu akşam balık köftesini denedim, Aslı 3 tane, Selin de 2 tane midye indirdi, çok beğendiler..

Ben minakop ile yaptım ama mezgit ve palamut ile de güzel oluyormuş. Balığı alırken fileto olarak alıyorsunuz, kılçıklarını çıkartmak için 6-7 dakika buharda haşladıktan sonra balığın etini robottan geçirip kıyma haline getiriyorsunuz. İçine bolca ince kıyılmış dereotu, maydanoz, taze soğan, bir yumurtanın sarısı, limon suyu, tuz, karabiber, kimyon. Hepsini karıştırıp istediğiniz şekilde köfte haline getirdikten sonra isterseniz mısır ununa bulayarak, isterseniz olduğu gibi, yağ çekmemesi için yüksek ateşte kızartıyorsunuz. Ben kızartmalarda zeytinyağı ya da fındık yağı kullanıyorum, daha da sağlıklı oluyor. Aynı tarifi tavuk eti ile de yapmak mümkün, hatta daha çok sebze yesinler derseniz havuç/kabak rendesi de eklenebilir.. Yanında da patates salatası ya da havuç salatası ile miniklere servis..

Selin'den 19. ay incileri


Ablasının abaküsü ile oynarken :
"Kaç taaane boncuk vaaar ? Bi boncuk, iki boncuk, ..., dokuz boncuk, on boncuuuuk"

Su dolu tasın içinde yengeç yüzdürürken :
"Yengeç havuza atlasın. Oturmuş. Bir, iki, üç, şaaap ! Hoşçakal yengeç !"

Yanından geçen okul servisine bakarken :
"Otobüsün tekeri, yabaş yabaş dönüyo, dönüüyooo"

Pijamasını giyerken :
"Gece olmuş, uykusu gelmiiiiş"

Kahvaltı ederken emir yağdırma :
"Başka salatalık ! Dopapeees ! İyayo peyniir" (cimcime aslında "la vache quirit" krem peynirini istiyor, üstünde inek resmi olduğu için ali babanın çiftliği şarkısı uygun görülmüş)

Oyun talebi :
"Anne kutu kutu pense oynasın" (Ablasının boyadığı ahşap at ve köpek birer eline alınırak, dördümüz oynayacakmışız)

Pizza ! Pizza !

Bizimkiler pizzayı yemeye bayıldıkları kadar pişirmeye de bayılıyorlar. Geçen akşam yemekte cimcimelerin yaptığı (!) pizzaları yedik. Kutuda satılan hazır pizza hamurlarını ben pek tercih etmiyorum, hazır satılan diğer gıdalar gibi.. Hamur açmakla uğraşmamak ve tutturamamak riskine karşı fırından ekmek hamuru alıp onu açıyoruz, çok da lezzetli oluyor. Favorimiz sosis, salam tabi ama onları da mümkün olduğu kadar yememek için genelde ton balıklı yapıyoruz, renkleri de malzemeleri de kızların hoşuna gidiyor :)

Tarifi çok kolay, hamuru yağlı tepsiye ya da borcama mümkün olduğu kadar ince açıp üzerine bol domates, sarımsak ve kekikten oluşan sosu yedirdikten sonra görevi kızlara devrediyorum. Onlar da sırayla rendelenmiş mozarella peynirlerini, minik minik doğranmış kuru soğan, kırmızı biber, mısır, kesilmiş yeşil ve siyah zeytinleri diziyorlar, sonra da ben ton balığını ilave ediyorum. 180 derecede yarım saat bile sürmüyor. Mideye indirilişi daha da kısa :)


26 Haziran 2009

Anaokulumuzun yıl sonu gösterisi

Anaokullarının gösterilerine hep hayran olmuşumdur. Bizim de anaokuluna giden, hatta ilk seneyi bitirip bir de gösteriye çıkacak bir kızımız olduğuna hakikaten inanamıyorum, sanki daha dün yeni doğmuş ve o kıpkırmızı suratlı dünya tatlısı bebeği kucağıma vermişler gibi geliyor hep..

Sevgili okulumuz Mutlu Arı'nın tüm minikleri son bir aydır harıl harıl bu gösteriye hazırlanıyorlardı. Aslı'nın sınıfı "Yıldızlar" ingilizce öğretmenleri Helen'in öğrettiği şarkıları söyleyecek, ve dans öğretmenleri ile çalıştıkları farklı dansları sergileyeceklerdi.

Aslı okulda dans stüdyosuna inmeyi red ettiği için dans gösterisinin hiçbir provasına katılmamıştı, doğal olarak bu kısımda birbirinden cici kostümler giymiş sınıf arkadaşlarımızı seyredetmek ile yetineceğimizden emindik.

Şarkılara sıra gelince benzer bir durum burada da olur, bizimki hayatta sahneye çıkmaz diye düşünüyorduk. Nitekim, değil sahne arkasına gitmek, gösterinin yapılacağı salonun kapısından girer girmez bizimki mızıldanmaya başladı. Babamız ve kardeşimiz ile birlikte salona girip en ön sıralardan birine oturduğumuzu görünce çekingenliğini atıp bir süre sonra yanımıza geldi.. ve perde... Aslı ne yapacak diye merak etmemize kalmadı, bizimki sahnede arkadaşlarını görüp bir de en sevdiği "five little ducks" şarkısının müziğini duyar duymaz oturduğu yerden fırlayıp yandaki merdivenlerden kendini sahneye attı ! Şarkının tümünü hareketleri ile birlikte en öne fırlayarak bağıra bağıra söyledi ! Ardından da "itsy bitsy spider" başlayınca şarkı söylemenin yanı sıra sahnenin ortasında yüz küsur anne babanın önünde bir de zıplayarak dans etmeye başladı. Çalıştıkları kareografiyi bayağı bozmuş olmasına rağmen, o kadar şekerdi ki güleyim mi ağlayayım mı bilemedim :)

Canım kızım, seninle gurur duyuyorum, o kadar şekersin ki.. Hep böyle "kendin" ol !



24 Haziran 2009

Selin Abla'nın doğumgünü partisi

Güzel yemekler, bol bol arkadaş, oyuncaklar, Çiçek Abla'nın bize oynattığı oyunlar, müzikler, danslar, yüz boyaları ve nefis bir çikolatalı pasta için Mustafa Amca ve Feride Teyze'ye çok teşekkür ederiz, biz harika vakit geçirdik.. İyi ki doğdun SEELİİİN !